27 Haziran 2016 Pazartesi

ZAHTER (TAZE KEKİK ) SALATASI


Zahter salatasını çok severim.Özellikle et yemeklerinin yanına çok yakıştırıyorum.
İftar sofralarınıza da yakışacaktır.İftarda değişik bir salata olsun isteyenler tarife buyursun.

(Tarif dört kişiliktir)

MALZEMELER:

1 kase  zahter
5 ince dal taze soğan
bir kaç dal maydanoz
1 küçük domates
3 adet ince turşubiberi (süsbiberi)
Zeytinyağ
nar ekşisi ya da limon suyu
tuz

YAPILIŞI:

Zahteri derin bir kaseye alın.İçine ince ince kıyılmış taze soğan ,maydanoz ve biberleri katın.
Domatesi tavla zarı gibi minik küpler halinde doğrayın.Zeytinyağ,nar ekşisi ve tuzu damak tadınıza göre ayarlayabilirsiniz.Nar ekşisi sevmeyenler limon suyu kullanabilir.Hepsini harmanlayıp servis tabağına alın.
Afiyetolsun.


23 Haziran 2016 Perşembe

LİZBON -PORTEKIZ

(Portekizin meşhur sarı tramvayı)

Bu seneki izinlerimin ilkini geçirmek için Portekizi seçtim.Son zamanlarda bu ülkeye gidenler çoğaldı. Okuduklarım ,izlediklerim ilgimi çekti ve kendimi Portekizde buldum.Lizbon ,Porto ,Sintra,
Cascais,Braga ,Fatıma gibi bir çok yerini gezme fırsatım oldu. 
Gördüğüm yerlerden size bu gün Lizbonu anlatmak istiyorum.
Lizbon ülkenin başkenti ve en büyük şehri.Şehri gezmek için iki ya da üç gün yeterli olacaktır size.
Atlas Okyanusu kenarında bulunan Lizbondan Tejo nehri geçmektedir.İstanbul gibi yedi tepe üzerine kurulu olan şehrin caddeleri hep yokuş,gitmeden önce yokuşlarda yürümeyi göze almalısınız.
Lizbonun iklimi akdeniz iklimi olduğundan ılıman bir havası var ,rüzgarı ise hiç bitmiyor.Portekize gitmek için en uygun mevsim Haziran -Ekim ayları arası.
İstanbuldan beş saatlik uçuşla başkent Lizbona ulaşabilirsiniz.
Şehrin en meşhur bölgesi Belem bölgesi.Burada bulunan Belem kalesi ve Kaşifler Anıtını sahilde görmelisiniz.Hemen arkasında ise Jeronımus Manastırı var.Manastırın yanında bölgenin meşhur tatlısı Belem Turtası (belem nada diyorlar) ile meşhur Belem Pastanesi var.Önünde kuyruk görünce vazgeçmeyin bekleyin ve bu tatlıyı mutlaka tadın.Tanesi 1,5 ero.

                                                                (pastel de nada)

(Belem Kulesi)

                                                                      (Jeronımus Manastırı)                                                           
                                                             
                                                                       (25 nisan köprüsü)

Yine sahilde 25 Nisan köprüsünü görebilirsiniz.Tejo nehri üzerindeki köprü 1966 yılında yapılmış.
Sudan yüksekliği 70 m. olan köprüde altı şeritli yol ve iki şeritli tren rayı bulunuyor.İspanyada doğup Portekizde Atlas Okyanusuna dökülen nehir ise İber yarım adasının en uzun nehridir.

Lizbonla bütünleşen diğer yer ise asansör.Hem bir üst semte çıkmak için ,hem de manzara seyretmek için kullanabilirsiniz.Yukarıda bir de Arkeoloji Müzesi var.   


   

Tabii diğer avrupa şehirleri gibi bir çok meydan bulunmakta.Rossıo meydanı ,Ticaret meydanı bunlardan bazısı.Meydandaki Augusto Kapısı altta.
Sarı tramvaya binip 3,5 eroya şehir turu atabilirsiniz.(en üst fotoğraf) Bu meydanlarıda caddeleride görebilirsiniz.


Lizbona kadar gelmişken Alfama semtini de görmek gerek.Eski evlerle ve Fado mekanlarıyla dolu.Evler genelde çini kaplı.Çiniyi avrupada dış cephede kullanan tek ülke portekiz.Fado ise portekize özgü bir müzik türü.Gitmişken bende fado gecesine katılıp yerel lezzetleri tadarak güzel bir gece geçirdim.
Lizbona kadar gitmişken bence mutlaka Sintra ve Cascais'i de görmelisiniz.Sintara da eski evleri ,dar sokakları gezip kralın yazlık sarayını da ziyaret edin.Meşhur Roma Pastanesi de Sinrtada sarayın hemen karşısında konumlanmış,molanızı burada verin derim.Avrupa kıtası ana karasının en batı ucu Cabo De Roca da burada.Bu tepeden okyanusu izleyebilirsiniz.Avrupanın en büyük kumarhanesi de yol üzerinde Estorilde.Muhteşem bir bahçe içinde bulunuyor.Kısa bir süre daha giderseniz Cascais e ulaşırsınız.Yazlık ,okyanus kıyısında bir yerlerşim yeri burası da.
(Altta avrupanın en batı ucunun fotoğrafı)



Yine önemli bir yer olan Fatıma da Lizbon ile Porto arasında bulunuyor.Lizbona yaklaşık iki saat mesafede.Önemi ise Hrıstiyanların hac yerlerinden biri olması.
Bundan yüz yıl önce burada Meryem Ana üç küçük çocuğa görünmüş.Daha sonra buraya yüzlerce insan gelip yine görünmesini beklemiş.Dizlerinin üzerinde girişten içerideki katolik kilisesine kadar dua ederek gelen hırıstiyanlarla dolu burası.


Gelelim buralarda ne yememiz gerektiğine.Sardalya zamanı olduğu için (haziran ortası ) mutlaka sardalya yemelisniz.Bizdeki sardalyalardan daha büyük buradakiler.


Bir diğer balık çeşidi ise burada meşhur olan morino balığı.Alttaki resimde gözrdüğünüz gibi patateslerle geliyor.Biraz sert bir balık,porsiyonu da oldukça büyük idi iki kişi bitiremedik.Portekizliler zeytini genelde akşam yemeğinde ana yemekten önce yiyorlar.Portekizde masaya ne söylerseniz ekstra.Zeytin ,ekmek ,su vs...ne söylerseniz ayrıca para ödemeniz gerekiyor.

Yine burada çok yenen et yemeği aşağıda.etin üzerine yumurta pişirip koyuyorlar yine patates ile servis ediliyor.


Sintrada Roma Cafe de özellikle bizdeki paçanga böreği gibi sarılmış dondurma ile servis edilen tatlıyı mutlaka deneyin.


 Portekizde deniz ürünlerini doya doya yiyebilirsiniz.Fiyatlar uygun.Somon tabağı 9 ero ,pizza 8 ero .Tabii şaraplarıyla da meşhur olduğu için şarap da tadmalısınız.


Ben Lizbonu ve çevresini doya doya gezip portoya geçtim.İki günümü de orada geçirdim.Porto yazımı da en kısa sürede yazacağım.
Şimdilik hoşçakalın.

2 Haziran 2016 Perşembe

SAİT FAİK ABASIYANIK MÜZESİ


Hafta sonu güzel havanın tadını çıkarmak için Burgazada'yı tercih ettim.Bu adayı sakin olduğu için seviyorum.Yürüyüş yapıp deniz kenarında balık molası vermek daha sonra da milföy tatlısıyla ünlü Ergun Pastanesinde çilekli milföy pastası yemek güzel oluyor.


Adaya inince tabelaları takip ederek Sait Faik Abasıyanık Müze Evine gidebilirsiniz.En fazla on dakikada ulaşırsınız.Adaya kaç kez gittim ama müze eve ilk kez gittim.Abasıyanık annesi ile bu evde yıllarca yaşamış.Sait Faik hayatını kaybettikden sonra annesi bir süre daha yaşıyor ,evin  müze olması için Darrüşşafaka Cemiyetine bağışlıyor.22Ağustos 1959 da Sait Faik Abasıyanık Müzesi açılıyor.


Müzeye giriş ücretsiz.Pazartesi ve Salı günleri hariç diğer günler 10:30 -18:00 saatleri arasında gezebilirsiniz.


Ev üç katlı .Her katı gezerken ayrı zamanda Sait Faik'in hayatını da okuyorsunuz.Evde eşyalarının yanı sıra,fotoğrafları ,kitapları ,mektupları var.Bahçede de heykeli var.


Burga adaya gidince bu müze evi gezip görmenizi tavsiye ederim.

30 Mayıs 2016 Pazartesi

TAVADA PRATİK PATATES PİZZASI


Herkese merhaba ,mutlu haftalar dilerim.
Daha önce fırında patates pizzası yapmıştım tarifi burada ,çok güzel olmuştu.Bu kez pratik bir pizza yapmak istedim.Siz de benim gibi pizzanın her çeşidi seviyorsanız deneyebilirsiniz.
Tarifi buradan aldım.Kendisine teşekkür ediyorum.Evde bir kaç kez yaptım fakat fotoğraflayıp yayınlamak bu güne kaldı.
Dört kişilik yaptığım bu pratik ama lezzetli patates pizzasının ise tarifi şöyle:

MALZEMELER:

2 adet büyük  patates
Dörtte bir kangal sucuk
bir kaç sosis
1 orta boy domates
tuz
karabiber
pulbiber
4-5 yemek kaşığı sıvıyağ
üzeri için rende taze kaşar
Arzuya göre başka malzemelerde ekleyebilirsiniz.

YAPILIŞI:

Patatesleri soyup tavla zarından az büyük olacak şekilde küp küp dorayın.Sıvı yağı tavaya alıp patatesleri biraz kızartın.Küçük küçük doğradığınız sucuk ve sosisi katın.Biraz daha pişince kabuklarını soyup rondoda çektiğiniz domatesleri ekleyin.Tuz ,karabiber,pulbiber ilave edip birkaç dakika  daha pişirin.En üste kaşar rendesi serpip tavaya kapak kapatıp kaşarların erimesini sağlayın.Kaşarlar eriyince altını kapatıp servis yapın.
Afiyetolsun.


13 Mayıs 2016 Cuma

BEŞİKTAŞ DENİZ MÜZESİ VE HARBİYE ASKERİ MÜZE

DENİZ MÜZESİ


Herkese merhaba .
Geçtiğimiz haftalarda bir günümü kültür gezisine ayırdım.Her zaman kullandığım Beşiktaş İskelesinin hemen arkasında yer alan Deniz Müzesini daha önce gezmemiştim.Askeri Müzeye gitmeden önce burayı gezmeye karar verdim.


Türkiyenin Denizcilik alanında en büyük müzesi olan Denizcilik Müzesi içerdiği koleksiyon çeşitliliği açısından dünyanın sayılı müzelerinden biridir.Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı olan Deniz Müzesi Türkiyenin ilk askeri müzesidir.Üç katlı olup ,giriş ücreti 7 tl .dir.
Müzeyi gezmek için yaklaşık kırkbeş dakika ayırmanız yeterli olacaktır.



İçeride bir çok saltanat kayığı ve kürekleri mevcut.Gemi başı figürleri ,tuğralar,seyir aletleri ve daha denizcilikle ilgili bir çok eser var.

                                                           HARBİYE ASKERİ MÜZE


Harbiye de bulunan Askeri Müze oldukça büyük.Öncelikle gezmek için iki üç saat ayırın sonra da pazartesi ve salı günleri dışında her gün yapılan Mehteran Konserini izleyin derim.Müzeye giriş 7 tl.



Çeşitli canlandırmalar ,seslendirmeler,savaş silahlarının bulunduğu müze den bir kaç kare sizler için paylaştım.




Şanlı tarihimizin başlangıcı olan üç kıtaya hükmetmiş olan Osmanlı İmparatorluğu ve günümüz Türkiye Cumhuriyetinin geçmişinden izler taşıyan Askeri Müze  koleksiyon zenginliği ve çeşitliliği açısından dünyanın önde gelen müzelerindendir.10 şubat 1993 de yeniden düzenlenerek halka açılmıştır.45,000 müze koleksiyonundan seçilen 5000 tanesi sergilenmektedir.
Askeri kıyafetler ,sancaklar,tüfek,tabanca,kılıçlar,zırhlar,miğferler ,tombaklar bulunuyor.
Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk Harp Okulu ve Harp Akademisi öğrenimini bu müze binasında tamamlamış.Okul yaşamı ilgili fotoğraf ve belgelerle bu sınıfta sergilenmekte.Atatürk'ün sınıftaki yeri boş bırakılmış.(alttaki fotoğraf)
Müzede Atatürk'e ait çok sayıda eşyada bulunuyor.




Müze gezisi bitince geçtim konser salonuna saat üçde başlayıp kırkbeş dakika kadar süren Türk Silahlı Kuvvetleri Mehteran Bölüğü Konserini izledim.Sizlerede vakit ayırıp buraları gezmenizi öneririm ben çok keyifli bir gün geçirdim.




10 Mayıs 2016 Salı

BURGU ARJAAN BY ROTANA & TANGO ARJAAN BY ROTANA OTEL


Geçtiğimiz akşam  Burgu Arjaan by Rotana & Tango Arjaan by Rotana Otel'e akşam yemeği için davet aldım.Chef Rafet İnce bizler için gayet başarılı bir menü hazırlamıştı.
Açılışı truff mantarlı mercimek çarbası ile yaptık.Devamında damla sakızlı (çok çok az idi damla sakızı tadı) ahtapot güveç geldi masamıza.Sonrasında Mutabbel'in  (rokalı mahlepli patlıcan salatası ) tadına baktık.Her ikisi de gayet başarılı idi.Porçini mantarlı risotto ve erikle pekmezle bakır tencerede pişmiş kuzu tandır ise mükemmel idi.Geceyi hurmalı çikolatalı kek ile sonlardırdık.Tabi bu kadar güzel menüye Şef Rafet beyin sohbeti de eklenince gece nasıl bitti saat ne çabuk on iki oldu anlamadık.



Yemeklerden bahsetmişken o akşam ki salata,zeytinyağlı ve tatlılardan oluşan açık büfeden iki kare sizinle paylaşmak istedim.



Toplam dört adet yiyecek içecek mekanı bulunan otellerde ağırlıklı olarak Ortadoğu Mutfağı ,Türk Mutfağı ,Saray Mutfağı ,Akdeniz Mutfağından lezzetler bulmak mümkün.Otelin şefi Rafet İnce 19 kişilik ekibiyle çalışıyor.Sabahları 165 çeşidin olduğu açık büfe kahvaltı mevcut.Her pazar Elements Restoraurantta saat 11:00 - 15:00 saatleri arasında canlı müzikli brunch veriliyor.Açık büfe brunch,sınırsız alkolsüz içecek ,mimoza kokteyl açık-kapalı havuz dahil 70 tl.Açık büfe brunch sınırsız yerli alkollü içecek açık -kapalı havuız girişi 140 tl.

Otel dünyanın önde gelen otel zincirlerinden Ortadaoğu ,Afrika ,Güney Asya,Doğu Avrupa da hızla büyüyen Rotanın Türkiyedeki ilk oteli.Geçtiğimiz eylül ayında Maltepe de hizmete açıldı.
Burgu ve Tango olamak üzere iki kuleden oluşuyor toplam 319 oda mevcut.Otelin tüm odalarında mutfak ,çay ve kahve makineleri, uydu ,minibar,güvenlik kasası,çamaşır makinesi ,ütü ve ütü masası mevcut.Oda fiyatları doluluk oranına göre değişiyor.Farklı büyüklüklere sahip dört adet toplantı salonu var.Bodylınes Fıtnes &Wellness Club zinde kalmanız için hazırlanmış.350 kişilik Elmas balo salonuda toplantı ,seminer ve düğünlere ev sahipliği yapıyor.
İki kulenin ortasında havuz bulunuyor.



Dekorasyonu rahat ve şık olan ,çalışanları saygılı ,hızlı olan otelden o gece mutlu ayrıldık.Güzel bir gece geçirmemizde ,nefis lezzetler tatmamızda emeği geçen herkese teşekkür ederim.


27 Nisan 2016 Çarşamba

KEFİRLİ OTLU POĞAÇA


Kefir faydasından dolayı sık sık tükettiğim bir içecek.Daha önce kek de kullanmıştım tarifi burada şimdi poğaça da kullandım.

MALZEMELER:

2 adet yumurta
1 çay bardağı kefir
1 çay bardağı sıvı yağ
1 tatlı kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı mahlep
1 yemek kaşığı sirke
1 paket kabartma tozu
3 kibrit kutusu kadar beyaz peynir
bol  dereotu ve maydanoz
tuz
aldığı kadar un
çörekotu

YAPILIŞI:

Yumurtalardan birinin sarısını ayırıp kalanları derin bir kaba kırın.Sıvı yağ,kefir ,sirke, mahlep ,şeker ince kıyılmış maydanoz ve dereotu ,ufalanmış peynir,tuz  katın.Tuzu ben peynirin de tuzu olduğu için bir çay kaşığı koydum.Un ve kabartma tozunu da ekleyip hepsini birden yoğurun.Unu azar azar eleyerek katın ,ele yapışmayacak kıvama gelince margarinle yağlanmış ya da yağlı kağıt serilmiş tepsiye ceviz kadar parçalar koparıp yuvarlayarak dizin.Üzerlerine yumurta sarısı sürüp ,çörekotu döküp önceden biraz ısınmış 200 derecedeki fırında kızarana kadar pişirin.Yaklaşık 40 adet poğaça çıktı.
Afiyetolsun.





26 Nisan 2016 Salı

ANATOLİAN VİNEYARDS


Geçtiğimiz günlerde Bağdat Caddesindeki Anatolia Vineyards'a şarap tadımı yapıp ,şarap hakkında bilgi almaya gittim.
Anatolia vineyards bağcılık ve şarap şirketi Türkiyenin önde gelen önologlarından (bu işin eğitimini almış kişi) Jean Luc Colın tarafından kaliteli şarapçılığın başlangıç noktası olan şaraphanenin çevresindeki bağlardan toplanan üzümlerin en kısa sürede üretime alınması esasına dayanan şato tipi şarap üretimini Anadolu ve Trakya topraklarında gerçekleştirmek üzere kurulmuştur.
Vermiş oldukları danışmanlık hizmetinde Türk bağcılık ve şarapcılığının temelini oturtmak ve uluslararası kaliteye çıkartmak en büyük hedefleri.Bağ seçimi ve kuruluşundan üzüm seçimi ve yetiştiriciliğine mahzen kurulumundan şişelenmesine ve tüketiciye ulaştırılmasına kadar geçen tüm süreçte yardım alabilirsiniz.
Jean Luc Colın Fransada bitki fizyolojisi eğitimi alarak işe başlamış daha sonra şarap ve bağcılık üzerine Bordeaux üniversitesinde eğitimine devam etmiştir.Çeşitli şatolarda şarap uzmanı ,eğitmeni olarak ,1991-2002 yılları arasında Kavaklıdere Şaraplarında şarap üretim sorumlusu olarak çalışmış.2003 yılında Anatolia vineyarsd şirketini kurup danışmanlık hizmeti ve şarap eğitimi vermeye başlamış.


Şarap okulunda belirlenen zamanlarda gidip ,on saat süren eğitime katılabilirsiniz.Önce çeşitli tatları (alkol ,tanen ....gibi) tadarak başlayıp, şarapta kullanılan çeşitli esansları koklayarak devam edebilirsiniz.Daha sonra da şarap tadımı yapıp , şarap hakkında bilgiler alabilirsiniz.



Benim çok keyif aldığım bir eğitim oldu.Hem bilgilendik hem çeşitli şarapların tadımını yaptık  hemde hediye bir şişe şarap alıp mutlu mutlu evimizin yolunu tuttuk.



Bu güzel etkinlikte emeği geçen herkese teşekkür ederim


19 Nisan 2016 Salı

PAZAR KAHVALTISI VE ADIM ADIM EKMEKLER



Pazar günü Serkan beyin davetlisi olarak İstiklal Caddesindeki Parole Cafe Restaurant'a kahvaltı etmeye ve Chef Cavit Ünal'ın adım adım ekmekler kitabının tanıtımına katılmaya gittim.Her şey çok güzeldi ,mekan üç katlı ,ferah ve tertemizdi.Bize ayrılan katta rahat rahat sohbet edip keyifli saatler geçirdik.Çeşit çeşit ekmekler yedik ve ekmek nasıl yapılır öğrenmek için Şefimizin imzaladığı kitaplarımızı aldık.



“ADIM ADIM EKMEKLER” İLE MUTFAKTAKİ YARATICILIĞINIZA İLHAM KATIN!
Executive Chef Cavit Ünal ve editör Şebnem Atılgan’ın birlikte hazırladıkları “Adım Adım Ekmekler” kitabı 2. baskısını yaptı. ‘Fırında pişirilen ekmekler’ ve ‘Ekmek makinesinde pişirilen ekmekler’ olmak üzere iki bölümden oluşan kitapta 100’den fazla farklı ekmek tarifi yer alıyor.
“İlk ekmek”
M.Ö. 4000 yılına gelindiğinde insanoğlu, Nil, Fırat, Dicle vadisi gibi dünyamızın belli bölgelerinde yerleşim gösteriyor ve karnını doyurmak için ekip biçiyordu. Basit menülerinde ‘ekmek’ de vardı. Buğdaylarını un haline getirecek ve ocaklarında pişirecek kadar ilerlemişlerdi. Fakat daha lezzetli ekmeğe ulaşmaları için ‘maya’yı keşfetmeleri gerekiyordu ve bunun için de biraz daha zamana ihtiyaçları vardı.
Mayalanmış ekmeğin bulunuşu için konu hakkında araştırma yapanların bizlere verdiği tarih günümüzden 6000 yıl öncesidir. Dünyanın en önemli icatları arasında ilk sıralarda yerini alan ekmeğin bulunuşunun sahibi ise Mısırlılardan başkası değildir. Hamur mayasının bulunuşunda ise bir ‘kaza’ efsanesinden sıklıkla söz edilir. Ancak eski Mısırlıların o dönemlerde kimyadan en iyi anlayanlar olması mayayı keşfetmelerinde daha geçerli neden olsa gerek. Bu noktada araştırmacıların şu notlarına da değinmek gerekir: Mısırlıların MÖ 4000’lerin sonlarında, kabuğu tanesinden ayırabilen bir buğday çeşidini geliştirmiş olmalarının ekmeğin icadında (hamur mayasının da tabii) önemli bir yer vardır. Bir de Nil Nehri’nin! Fenni mayanın 19. yüzyılda üretime geçilmesi sırasında Nil’in sularını inceleyen Batılı bilimciler Nil’in bol miktarda doğal maya içerdiğini saptamışlar. Demek ki, bugün yediğimiz lezzetli ekmeklerin mayasında Nil sularının tadı, tuzu var… Bununla birlikte ekmek, geçmişten bugüne uygarlıkların yalnızca karınlarını doyurmamış, inanç kültürleri başta olmak üzere yaşamın sosyal ritüellerinde başrolde yer almıştır.  
Yaratıcılığınıza ilham katın!
Mutfağınızda ekmek pişirmek hiç de düşündüğünüz kadar zor değil. Her aşaması fotoğraflı görsel tariflerin yer aldığı Adım Adım Ekmekler kitabıyla sağlıklı ve lezzetli ekmekler pişirmek çok kolay. “Ekşi maya ve nohut mayası nasıl hazırlanır?”, “Ekmek hamurunda mayanın kullanımı” ve “Maya çeşitleri” başta olmak üzere ekmek hamuru yapımına dair temel bilgilerin yer aldığı Adım Adım Ekmekler kitabında modern tariflerle geleneksel tatlara sahip nefis ekmekler pişirebilirsiniz. Yaşam kültürümüzde önemli bir yer sahip olan ekmek, kitapta, “Fırında pişirilen ekmekler” ve “Ekmek makinesinde pişirilen ekmekler” olmak üzere 100’den fazla değişik tarifle yer alıyor.
İlk fırsatta evde bu kitaptaki tarifleri deneyeceğim .Gerek kitapta ,gerek kahvaltı da emeği geçen herkese teşekkür ederim.